Vefalı Gerçek Dostlar…

Vefalı Gerçek Dostlar…

Özet

Sizlerle bugün evimizin yeni üyesi 11 haftalık pisiciğimizin bize katılışını ve tecrübelerimizi paylaşacağız.

Ben gerçekten bir hayvan severim. Sokak hayvanlarına yardım etmek, barınaklara sponsor olmak gibi faaliyetlerim zaten dostlarımca bilinir. Ayrıca yıllar önce son derece asil, safkan ve ileri düzeyde eğitimli bir Alman çoban köpeği besledim. Yani sevmenin yanı sıra, onlarla aynı çatı altında olma konusunda da tecrübe sahibiyim.

Her zaman var olan ancak Covid karantinası döneminde aşırıya ulaşan “hayvan edinme” isteğim için aksiyon almaya karar verdim. İlk işim ise eşimin onayını almak oldu. Kendisi de hayvan severdir ancak böyle bir karar onun onayı olmadan alınamazdı.

Bu onaydan sonra kadim dostum Veteriner Hekim Tuğber ile uzun görüşmeler, istişareler yaparak, başımıza gelecekler ve neler yapmamız gerekeceği konusunda ciddi bilgi birikimi sağladım. Burada tekrar şunu ifade etmekte yarar görüyorum, bir hayvan edinmek geçici bir sevda ile yapılıyorsa; tarafları mutsuz eden ve bir canlının belki de hayata küsmesine neden olacak ciddi bir hatadır.

80 Mil uzaktan evimize gidiş yolculuğumuzdan

İlk dönemlerde yapılacaklar, günlük yapılacaklar, rutin yapılacaklar, olası yapılması gerekecekler, ev ortamı, yaşam şartları, kanuni mevzuat ve maliyetleri tek tek inceledim. Sonuçta “evet” çıkınca, gönlümüze göre bir yavru aramaya başladık. Barınaklar kapalı olduğu için geriye sahiplendirme ve satış ihtimalleri kaldı. Satın almayı asla düşünmedim ama dostumuza bize ulaşana kadar yapılan masrafları küçük bir jest ile ödemek elbette uygundu.

Geçen 3 hafta boyunca bir yavru bulamadıktan sonra umudun bittiği gün onun resmini gördüm sayfada. Bulunduğum yere 80 mil uzakta ve ilan henüz yayınlanalı sadece 7dk olmuş. Hemen aradım ama maalesef. Daha önceki onlarcası gibi “cevapsız”. Yine umutlar tükenmişken, geri arama gelince hem onun hem bizim dünyamız değişti işte. Uzunca bir yolculuk ile gittik beyzadeyi almaya. Hindistan kökenli son derece düzgün bir ailenin kedisinin son yavrusu idi. Birisi almaya söz vermiş hatta kaparo bile vermiş sonra vazgeçmiş. Kader işte!

Evimize geldiğimizde, önce sadece bir odaya kapattım ve onu rahat bıraktım. “Çok yabancılık çekti” ve “ağladı” diyemem hatta 15dk sonra gayet rahatladı diyebilirim. Bu süreçte dostumuzu yeni ortamında rahat bırakmak, etrafı keşfetmesini ve rahatlamasını sağlamak çok önemli. Yemek ve suyu zaten olmazsa olmazlardandı. Ayrıca ben hemen boynuna ufak bir de çan olan bir tasma taktım. Evde kedi aramamak için.

Tuvalet eğitimi zaten vardı ancak bir kez de ben gösterdim ufaklığa, o da hiç sektirmedi bugüne kadar. Scratching post ise yoktu bile evde. Hiçbir şeyin en iyisinin, en pahalısının olması gerekmiyor. Gereken tek şey sevgi ve sabır. Selfi çubuğuna iple bağlanmış kâğıt parçası ile nasıl oynadığını ve yeni yuvasında nasıl rahatladığını görseydiniz, şaşalı ve pahalı şeyler yerine onlar zaman, sevgi ve sabır vermenin yeterli olduğuna inanırdınız. “İlk gece ağlar” denildi, “sıcak bir yatak hazırlayın” denildi ama beyzade hiç ağlamadığı gibi benden önce benim yatağıma sere serpe yayılmıştı bile. Burada şunu da belirteyim, eğer yatağınıza çıkmasından, bilgisayarınıza yatmasından, koltuğunuza kurulmasından rahatsız olacaksanız, hiç kedi sahiplenmeyin. Kediler, kendilerini evin efendisi, sizi de onların hizmetçisi olarak görüyor ve bu hiç değişmeyecek!

Her ne kadar kediler hakkında çok araştırma yapmış olsam da; sonunda bu bir canlı ve kendine özgün karakteri var ve onu tanımak, onunla bağ kurmak mutlu olmak için en iyi ve doğru yönetimdir. Mama ve kum tercihinde veteriner hekim fikri önemli olduğu kanaatindeyim. Sonuçta 9 sterline de kum var 45 sterline de. Ne fark var ve hangisi uygun acaba? Ben onu görünce heyecandan unuttum ama sizler mutlaka annesiyle beraber hangi mamayı yediğini öğrenin. Mama bu pisiciklerin hassas olduğu konu ve stres bile yaratabiliyor. Burada marka telaffuz etmeyeceğim ancak benim tahmini tercihim beyzade ile tuttu diyebilirim. Aşılar, dış parazit ilaçlaması, çip ve pasaport atlanmaması gereken olaylar. Ayrıca aynı aile hekimi gibi bir de 7/24 ulaşabileceğiniz ve hatta zamanla ufaklığında tanıyacağı aile veterineriniz olmalı.

Yatak, tuvalet, Scratching post, battaniye, oyuncaklar ve taşıma çantası derken beyzadenin düzeni tamamlandı. Önemli birkaç husus: Tuvaleti ile maması mümkünse aynı oda da olmasın. Tuvalet mümkün mertebe ortalıkta olmasın. Mama ve su kabını haftada 2-3 kez temizleyin. Eğer Scratching postu tanıştırdıysanız artık eşyalarınız kurtuldu diyebilirim. (Tabii psikolojisini bozmazsanız)

Evin sahibi kedidir. Sizler sadece onun işlerini görmekle mükellefsiniz.

Ben tuvaletini günlük temizliyorum ki genelde böyle tavsiye ediliyor. En fazla 10dk süren ama biraz kokulu bir iş diyebilirim. Kokusu değil de bir de başımda dikilip, düzgün temizleyip temizlemediğimi kontrol etmesine dayanamıyorum 😊

Naçizane tavsiyem, kediler genelde 13-16 saat uyurlar. Ancak geceleriniz kabusa dönüşmesin istiyorsanız, saat 8’den sonra uyutmayın. Oyunlar oynayın ve ufaklığı iyice yorun. Sonra siz yatarken de biraz avucunuzda kuru mama yedirin ve fırçası ile tüylerini tarayın. Bu işlem sonunda birkaç dakika içinde sızacaktır. Ayrıca vurmak, bağırmak yerine “ödül mama” en iyi yöntemdir.

Benim efendi, bize geldiğinde 9 haftalık idi. Şu anda 11 haftalık. Yani hala oral dönemi bitmedi. Uzun lafın kısası, dişleri kaşınıyor ve bunu ellerimde kaşımak gibi bir sevdaya tutuldu. Sorunun çözümü çok basit. Bebeklerde kullanılan diş kaşıyıcı gibi kediler içinde oyuncaklar var. Elinizi ısırmaya başlayınca, verin bu oyuncakları tamamdır. Ayrıca pisiciklerle asla ellerinizle ve ayaklarınızla oynamayın ve oynamaya alıştırmayın. Oyuncak tek çözümdür. Şimdi belki çok acıtmıyor ama 6 ay sonra, çok pişman olursunuz.

O kadar masum, saf ve iyiler ki…

Evin içinde saklaması, deli gibi koşması, sizin sevmek istediğinizde sizden kaçması onun sizin sevmediğini göstermez. Sadece bu hayvanların tarzı bu. Onun size geldiği anları asla kaçırmayın. İşinizi gücünüzü bırakın ve onunla zaman geçirin. Böylelikle aranızdaki bağ güçlenecektir. Birçok kedi kucaklanmaktan, öpülmekten, patilerine ve kulaklarına dokunulmasından hoşlanmaz. Bunu da unutmayın. Evet, her zaman her şey onun istediği gibi olacak ama sınırları daima siz çizeceksiniz. Mutfak tezgahına, sofra masasına çıkmayacaksa bu sınırlar için uzun ve sabır gerektiren bir mücadele sizi bekliyor.

Ancak tüm bu egoizmine rağmen, moralinizin bozuk olduğunu hissedip, bir anda size sarılıp, yalamaya, patileri ile sizi sevmeye başladığını görünce “iyi ki varsın” diyeceksiniz. Onlar en vefalı dostlardır.

İçimdeki hayvan sevgisi bu kedicik ile daha da perçinlendi. Bu konudaki yazımlarımın devamı gelecek.

Bu yakışıklıyı takip etmek isterseniz : https://www.instagram.com/misha_the_legend/

Please note

This is a widgetized sidebar area and you can place any widget here, as you would with the classic WordPress sidebar.