Adına Şarkılar Yazılan Bir Grev : 1984 / İngiltere

Adına Şarkılar Yazılan Bir Grev : 1984 / İngiltere

Özet

1215 yılında Magna Carta Libertatumun ilan edildiği topraklarda 1984-85 yıllarında yaşanan, adına şarkılar yazılan bir grevi anlatacağım.

Oh the iron will and iron hand
In England’s green and pleasant land
No music for the shameful scene
That night they said it had even shocked the queen

Well alas we’ve seen it all before
Knights in armor, days of yore
The same old fears and the same old crimes
We haven’t changed since ancient times

Dire Straits

Bugün sizlere çok değişik bir konuda, ilginç bir grev hikayesi anlatacağım. 1215 yılında Magna Carta Libertatum ile “hiç kimsenin yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.” maddesinin ilan edildiği topraklarda 1984-85 yıllarında yaşanan bir grevi anlatacağım.

1979 kışında, İngiltere’de, basın tarafından genellikle ‘Hoşnutsuzluk Kışı’ olarak anılan büyük bir grev dalgası başlamıştır. Oldukça etkili olan bu büyük grev, hükümetin %5’lik ücret artışının yeterli görülmemesi ve buna bir tepki olarak ortaya çıktı. O dönemde Ford fabrikasının işçilerine ~17% zam vermesi ile grev bir anda daha da güçlendi. Grevin bu kadar yaygınlaşması sonucunda James Callaghan’ın İşçi Partisi Hükümeti yıkıldı ve Muhafazakâr Parti, dehşete düşmüş orta sınıfın korkularına oynadı ve Margaret Thatcher başbakan olarak seçildi. Namı değer “Demir Leydi” 30.000 kişiyi işten çıkaracak bir düzenleme sununca, bu düzenlemeye karşı çıkan, 50.000 demiryolu işçisi sendika onayı olmadan greve çıktı. Thatcher ise hazırlıksız yakalanmıştı ve düzenlemesini geri çekti. Bu olay, Demir Leydi’nin ileride yaşanacaklara karşı alınacak önemler konusunda hem tecrübe kazanmasını hem de plan yapmasını sağlayacaktı.

Falkland Adaları olayında Arjantin’i dize getiren ve büyük güç toplayan Demir Leydi tekrar iç karışıklıklara konsantre oldu. Bu defa ise tecrübeli ve planlı olarak tabi. Bunun için gerekli önlemleri almaya başlamıştı bile: Kömür stokları arttırıldı, dışarıdan bilhassa Brezilya ve Rusya’dan kömür ithalatına ağırlık verildi ve kömür santralleri petrol santrallerine dönüştürüldü. Bir o kadar önemli bir tedbir daha alınmıştı: Nakliyat işçilerinin sendikasızlaştırılması. Yapılacak bir grevde madencilerin ilk destekçileri arasında yer alacak olan nakliyat işçilerinin çalıştığı sektörde, yeni istihdamlarla tepki oldukça kırılmıştı.

1983 yılında Ulusal Kömür Odası (NCB) ülkedeki 193 maden ocağının 141 tanesinin zarar ettiğini ve ekonomik getirilerinin olmadığını yazan bir rapor yayınladı. Bu raporun ardından 1982 ve 83 yıllarında birkaç maden kapatıldı. Lokal direnç görülse de ülke geneline yaygın bir grev yoktu. Mart 1984’te Yorkshire’daki Cortonwood kömür madeninin kapatılacağının ilan edilmesi, öncekilerden farklı olarak, grev dalgasının ülke çapında yayılmasına sebep oldu. 6 Mart’ta Yorkshire madencileri greve başladıklarını duyurdular; 7’sinde İskoç madenciler, 9’unda Durham ve Kent madencileri greve katıldı. Ancak özellikle Nottinghamshire’deki işçilerin önemli kısmı grev alanlarında olmak yerine, çalışmaya devam ediyordu. Hatta 5 Nisan’da yapılan oylamada grev aleyhine oy kullanmışlardı. Haziran ayında meşhur Orgreave olayı meydana geldi. Polis ile işçi sınıfı karşı karşıya gelmişti.

Thatcher hükümeti dersine iyi çalışmıştı ve kısmen elektrik kesintileri olsa da bilhassa sanayide enerji eksikliği hiç yaşatılmadı, şehirlerde çok hafif kesintiler olsa da grevin etkisinin beklenildiği gibi halkın hayatını etkilemesine izin verilmedi. Bu durum grevin başarı şansını ciddi şekilde etkilemiştir.

Yine hükümet bu grevi sonlandırmak için her türlü mücadeleyi vermiştir. Hükümetin ilgili kurumlarının yanı sıra, birçok yerde polis kuvvetleri de kullanılmıştır. Polisin bilhassa Orgreave’de orantısız şiddet kullandığı bilinmektedir. Bir kesim medya grev ve grev liderleri hakkında ciddi karalama kampanyaları bile yapmışlardır. Bir diğer yandan MI5 içinde grevle mücadele biriminin başı olduğu ve sendika liderleri ile grev öncülerinin arasına kadar eleman soktuğu “iddia edilen” Stella Remington daha sonra servisin tarihindeki ilk kadın başkanı olmuştur.

Sonuç olarak, diğer sendika ve işçi gruplarından destek görse de, yaptığı grevin etkisini yeterince göremeyen ve direnci kırılan maden işçileri, 3 Mart 1985’te yapılan konferansta 91’e karşı 98 oyla grev son verdiler. Tespit edilen madenler kapatıldı ve binlerce maden işçisi için yeni bir hayat mücadelesi başladı. Bazı işçiler mahkemelerde yargılandı ve bazı işçilere büyük borçlar çıkartıldı. Zafer tam anlamıyla Thatcher hükümetinin oldu.

Efsane sanatçı Dire Straits “Iron Hand” şarkısında bu greve göndermeler yapmıştır ve bir iddiaya göre de “Iron hand” bizzat Margaret Hilda Thatcher’dır.

Join the discussion

Please note

This is a widgetized sidebar area and you can place any widget here, as you would with the classic WordPress sidebar.